Lisede yazığım kısa öyküler ile günlükleri okudum. Bazı öyküleri bildiğin iki kez yazmışım. Yer değişik,zaman değişik;konu aynı,kişiler aynı... Fazla ayrıntısız yazmışım bir de. Bazı tümceler çok kısa. Gittim,geldim,yedim,içtim... Art arda gelince rahatsız ediyor.
Günlüğe gelirsek... Yeniden günlük yazmaya karar verdim. Çünkü kendimi dinlemeyi seviyorum,günlüklerimi okumayı seviyorum. Olayları iyi anımsasam bile, unuttuğum şeyler olmasın istiyorum.
Yazdıklarımı okurken gülmemek olanaksız. Bazı şeyleri çok önemsemişim. Görüyorum ki çok değişmemişim. Aklımdaki şeyler sürekli aynı. Sanki beynimin başka şeylere çalışan bölümleri alınmış. İşe yaramayan kısmını bana bırakmışlar. : D
İşte yeniden günlük yazıyorum da. Ben her gün günlük tutmam. Genelde üzgün,kızgın olunca içimi dökmem amacıyla yazarım bir de. Bu bloğu da o amaçlar kullandığım oldu. Yani bloğum bir moda bloğu desen,değil. Müzik var,çizgi film var. Kimseye bir şey vadetmiyorum ben. ''Sevdiğim ne varsa...'' yazıyor üstte. :)
Günlük yazmak,demişken. E her gün günlük yazmamamın bir nedeni de:Günlerimin birbirinin aynı olması. Neyini yazacağım? Okul,ev... Sıkıcı...
Sevgili Günlük,
Bugün de sıkıcıydı. İyi geceler...
Şu sınavlar bitsin arkadaşımla gezeceğiz. Aslında o beni gezdirecek biraz. Ben bilmiyorum gideceğimiz yeri. O gitmiş daha önce.
Onunla kendimi bazen Sünger Bob ile Patrick'e benzetiyorum. Ben elbette Sünger Bob'um. Onu daha çok seviyorum çünkü. Patrick aptal. Şakasına dedim. Sünger Bob'un da zeki olduğunu söyleyemeyiz.
Bu arada Johnny Bravo'mu arıyorum. Arnold'umu bulursam Helgacılık da yapabilirim. Johnny önceliğimdir yine de.
Ablamla İstanbul'a gitmek istiyoruz. Bu yaz sıkışık olacak.Üniversite işi falan. Zamanını bilemem bunun o yüzden. Bir de onun stajı var.
Bir de sınavlar bitsin.İki yeni çizgi dizi öğrendim. Ay ne heyecanlı işler bunlar. Onları izleyeceğim,nasılmış bakalım. Aslında birini biliyordum:Sürekli Dizi.Çirkin gibi geldi. Ekşi Sözlük'te Gumball'ın Harika Dünyası'na yapılan yorumları okurken bunu da övmüşler. Bu arada Gumball Ekşi Sözlük'ten tam not aldı. Benden de yıldızlı pekiyi.
İşte onlar hem Gumball'ı,hem de bunu seviyorlar,ben de severim,benim neyim eksik?,dedim. İzleyeceğim bir ara. Bugün saatini kaçırdım.
Yani bazen çizgi film bağımlısı olduğumu düşünüyorum. Oturup saatini bekliyorum,okula geç kaldığım oldu,geç yatıyorum bazen. Hayır,olamaz. Ben iradesine hakim biriyim. Okul için rahat olmamdan da kaynaklanıyor bu. Arkadaşlarım erken geldiği için yer tutuyor bana. 5-10 dakika geciktim. Saatini değiştirdiler ya. Tam yemek yerken çıkıyordu. Yemek yerken çizgi dizi izlemeyi çok severim ben.
Derse 5-10 dakika gecikiyorum da dersi dinleyen mi var. Gözlerim kapanıyor valla.
Geçen yazı yazıyorum derste. Tek göz kapağımı elimle tutuyorum ya. Göz kapaklarım ağırlaştı iyicene. Konular çok sıkıcı. Öğretmenimiz de iyi adam da,sıkıcı anlatıyor bir de o.
Kendimi üzmemek bunları önemsemeye çalışıyorum: Gumball'ın Harika Dünyasının saatinin değişmesi falan beni çok etkledi. :D
Şaka bir yana okul işinden oldukça bunalmış durumda olsam da görmemeye çalışıyorum bunları.İnşallah şu günleri biran önce geçiririm.
üniversite etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üniversite etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Haziran 2013 Cuma
4 Mayıs 2013 Cumartesi
EN İYİSİ DEĞİLMİŞİM
Geçen yıl üniversite arkadaşlarımla eğlenmek için buluşacaktık falan. Sonra bu buluşma sıradan bir buluşma değildi. Ben böyle şeylerin en iyi arkadaşlarla yapılacağını düşündüğüm için istemedim. İşimin olduğunu söyledim. Böyle bir bahaneyi saçma bulabilirlerdi o yüzden yalan söyledim. Bu olay da bir kez yaşanmadı.
O dediğim arkadaşımla ''Ay cicim,sen benim en iyi arkadaşımsın,canımsın,ölürüm.'' gibi sözlerimiz yoktu. Ancak, onun sözlerinden beni yakın gördüğünü,en yakın arkadaş gördüğünü anlamını çıkarmak yanlış da olmazdı. Ben de öyleydim. En iyi arkadaşımsını değişik biçimlerde söyluyorduk biz bence.
Ben arkadaş konusunda şanssızım. O yüzden arkadaşımın beni sırtımdan vurması incitmez beni. Alıştım. Ona da çok söyledim bunu. O ise çok iyi arkadaşlar edinmişti. Gerek şansı,gerekse bu konuda olan ''sevimli'' tavırlarıyla.
Bana sık sık eski arkaşlarından söz ederdi. Onları tam anlamıyla överdi. Bense o konu açıldığında rahatsız olsam da belli etmemeye çalışır,eski arkadaşlarımı çok sevmediğimi,çoğunu hiç özlemediğimi,onlardan kurtulduğum için sevindiğimi söylerdim... Bu konuşmalar sık sık yaşanmıştı. Onun bu arkadaşlarını anlatmaları. Benim gibi bu konuda sıkıntı yaşamış birine... Ben onun hiç kötü niyetli olduğunu düşünmedim. Onun iyi biri olmadığını da söylemem.
Okul,üniversite sınavları yüzünden çok az görüşür olduk. Ancak, arkadaşlığımız bundan kötü etkilenmek bir yana daha da iyiye gitti. Çünkü eski saçmalıklarımızı anlattık birbirimize,abarttığımız şeyleri,büyüttüğümüz tartışmaları.
Sonra aylar sonra tam anlamıyla bir buluşma yaptık. Konuştuk. Yine ''arkadaş'' konusu açıldı. Ben arkadaşımın arkadaşlarından sıkıldığımı gördüm. Ben çünkü üniversitede de iyi arkadaşlıklar edinemedim. Çok azı iyiydi benim için. Ben üniversiteden nefret ettiğim için,düşlerimden zaman olarak beni uzaklaştırdığını düşündüğüm için okul benim için bir zorunluluktu. Hiç arkadaş edinme çabam olmadı. Okul bittiği gibi hızlı adımlarla okuldan çıkardım, yolda da o arkadaşımla yaptığımız uzun yürüyüşleri anımsardım. Çok isterdim o anlara geri dönmeyi.
O yine ''aşırı iyi'' arkadaşlar edinmişti. Bana anlatmaya başladı ''sevimli'' dostlarını. Bense üniversitedeki çoğu arkadaşımı sevmediğimi,onlarla üniversiteden sonra görüşmeyi kesmeyi istediğimi söyledim. Benim sözüm kısaydı,konuşmak istemiyordum.
Onunsa arkadaşları anlatmakla bitecek gibi değildi.
Evet,ben sırf ona ihanet edecekmişim gibi hissettiğim için yapmadığım şeyleri o yeni,çok sevimli,biricik arkadaşlarıyla yapmıştı. Evet, bana anlattı. Bana anlata anlata bitiremedi.
Ben derslerimin güçlüğünden yakınırken,''O çok şükür benim derslerim iyi.'' dedi. Bölümünü de öve öve bitiremedi. Durumuna şükretmek güzel de,içinden yapaydın be kızım.
O an ondan soğudum. Çünkü artık yetişkin bir bireydik. Bazı şeyler büyünce bırakılır. Bazı şeyler en iyi arkadaşlarla yapılır.
Haftalar geçti. Bu olayı düşündüm. Baktım ki hala soğuğum ona karşı. Soğumamış duygularım. Baktım ki ben onun için lisede kalmışım en iyisi olarak. Belki de ben yanlış anladım. Bilemem,o da öyle anlatmasaydı duygularını abartmasaydı.
Sen de benim için en iyisi değilsin artık. Ben artık dost istemiyorum. Yalnızlık neden güzel bilir misiniz? Çünkü kimse sizi kandıramaz,bir şeylere inandıramaz.
Bilseydim o arkadaşlarımla eğlenirdim,içimden geçirmezdim seni. Yine de ben sana anlatmazdım yalnız,arkadaştan yana dertliysen. Dillendirmezdim, ikide bir aynı konuyu açmazdım.
Eğer çenen açılırsa da sen anlat,ben dinlemem bundan sonra.
O dediğim arkadaşımla ''Ay cicim,sen benim en iyi arkadaşımsın,canımsın,ölürüm.'' gibi sözlerimiz yoktu. Ancak, onun sözlerinden beni yakın gördüğünü,en yakın arkadaş gördüğünü anlamını çıkarmak yanlış da olmazdı. Ben de öyleydim. En iyi arkadaşımsını değişik biçimlerde söyluyorduk biz bence.
Ben arkadaş konusunda şanssızım. O yüzden arkadaşımın beni sırtımdan vurması incitmez beni. Alıştım. Ona da çok söyledim bunu. O ise çok iyi arkadaşlar edinmişti. Gerek şansı,gerekse bu konuda olan ''sevimli'' tavırlarıyla.
Bana sık sık eski arkaşlarından söz ederdi. Onları tam anlamıyla överdi. Bense o konu açıldığında rahatsız olsam da belli etmemeye çalışır,eski arkadaşlarımı çok sevmediğimi,çoğunu hiç özlemediğimi,onlardan kurtulduğum için sevindiğimi söylerdim... Bu konuşmalar sık sık yaşanmıştı. Onun bu arkadaşlarını anlatmaları. Benim gibi bu konuda sıkıntı yaşamış birine... Ben onun hiç kötü niyetli olduğunu düşünmedim. Onun iyi biri olmadığını da söylemem.
Okul,üniversite sınavları yüzünden çok az görüşür olduk. Ancak, arkadaşlığımız bundan kötü etkilenmek bir yana daha da iyiye gitti. Çünkü eski saçmalıklarımızı anlattık birbirimize,abarttığımız şeyleri,büyüttüğümüz tartışmaları.
Sonra aylar sonra tam anlamıyla bir buluşma yaptık. Konuştuk. Yine ''arkadaş'' konusu açıldı. Ben arkadaşımın arkadaşlarından sıkıldığımı gördüm. Ben çünkü üniversitede de iyi arkadaşlıklar edinemedim. Çok azı iyiydi benim için. Ben üniversiteden nefret ettiğim için,düşlerimden zaman olarak beni uzaklaştırdığını düşündüğüm için okul benim için bir zorunluluktu. Hiç arkadaş edinme çabam olmadı. Okul bittiği gibi hızlı adımlarla okuldan çıkardım, yolda da o arkadaşımla yaptığımız uzun yürüyüşleri anımsardım. Çok isterdim o anlara geri dönmeyi.
O yine ''aşırı iyi'' arkadaşlar edinmişti. Bana anlatmaya başladı ''sevimli'' dostlarını. Bense üniversitedeki çoğu arkadaşımı sevmediğimi,onlarla üniversiteden sonra görüşmeyi kesmeyi istediğimi söyledim. Benim sözüm kısaydı,konuşmak istemiyordum.
Onunsa arkadaşları anlatmakla bitecek gibi değildi.
Evet,ben sırf ona ihanet edecekmişim gibi hissettiğim için yapmadığım şeyleri o yeni,çok sevimli,biricik arkadaşlarıyla yapmıştı. Evet, bana anlattı. Bana anlata anlata bitiremedi.
Ben derslerimin güçlüğünden yakınırken,''O çok şükür benim derslerim iyi.'' dedi. Bölümünü de öve öve bitiremedi. Durumuna şükretmek güzel de,içinden yapaydın be kızım.
O an ondan soğudum. Çünkü artık yetişkin bir bireydik. Bazı şeyler büyünce bırakılır. Bazı şeyler en iyi arkadaşlarla yapılır.
Haftalar geçti. Bu olayı düşündüm. Baktım ki hala soğuğum ona karşı. Soğumamış duygularım. Baktım ki ben onun için lisede kalmışım en iyisi olarak. Belki de ben yanlış anladım. Bilemem,o da öyle anlatmasaydı duygularını abartmasaydı.
Sen de benim için en iyisi değilsin artık. Ben artık dost istemiyorum. Yalnızlık neden güzel bilir misiniz? Çünkü kimse sizi kandıramaz,bir şeylere inandıramaz.
Bilseydim o arkadaşlarımla eğlenirdim,içimden geçirmezdim seni. Yine de ben sana anlatmazdım yalnız,arkadaştan yana dertliysen. Dillendirmezdim, ikide bir aynı konuyu açmazdım.
Eğer çenen açılırsa da sen anlat,ben dinlemem bundan sonra.
3 Ocak 2013 Perşembe
''İktisat'' demişken geçen hafta Makro İktisat dersinde bir çocuk yanıma oturdu. İşte ben her zamanki gibi dersi anlayamadığım için,bir de öğretmen yüzünden tahtadakileri göremediğim için ikide bir onun yazdıklarına bakıp geçiriyordum. Bu durum öyle çok oluyor ki yanımdaki arkadaşlarıma sormaya artık çekinir duruma geldim. Neyse çocuğun yazısı güzeldi. Bildiğin güzeldi. Bir erkek için düşünürsek bir de...
Kendi yazıma baktım bir de... Allah'ım... Yazım çok kötü. Arkadaşlarım benden geçirdiğinde ikide bir soruyorlar ne yazdığımı. Bir de bizim üniversitede çoğu derste yoklama alınmıyor. O yüzden de gelmeyen çok. Geçen yıl Atatürk İlkeleri dersi vardı... Ben o dersi sevdiğim için giderdim. Benim gittiğimi bildikleri için benden defterimi isteyenler olmuştu. Yazımı okuyamadıkları için almaktan vazgeçen birkaç kişi olmuştu. :)
Kendi yazıma baktım bir de... Allah'ım... Yazım çok kötü. Arkadaşlarım benden geçirdiğinde ikide bir soruyorlar ne yazdığımı. Bir de bizim üniversitede çoğu derste yoklama alınmıyor. O yüzden de gelmeyen çok. Geçen yıl Atatürk İlkeleri dersi vardı... Ben o dersi sevdiğim için giderdim. Benim gittiğimi bildikleri için benden defterimi isteyenler olmuştu. Yazımı okuyamadıkları için almaktan vazgeçen birkaç kişi olmuştu. :)
Bu iktisatçılar da hiçbir konuda anlaşamıyorlar ya.
Klasik,Keynes bir de Yeni Keynesyen...
Ya bu dersin bende bıraktığı etkiler;kafa karışıklığı,üzüntü,sinir. Üstüne üstlük kendimi aptal gibi hissediyorum. Acaba bende mi bir sorun var, diye...
Sonra lisedeki bir öğretmenimin sözü aklıma geliyor. ''Aptal olsaydınız buraya dek gelemezdiniz.'' diye, hemen kendimi toparlıyorum. Bir ders yüzünde aptal olunur mu diye. :) Yani gerçekten dersler kendimizi aptal gibi hissetmemize neden olabiliyor.
Daha ara sınav çıkışı arkadaşımla ''Bütünlemeler var. Korkmaya gerek yok.'' diyorduk. Valla bu gidişle bütünleme falan boş.
Klasik,Keynes bir de Yeni Keynesyen...
Ya bu dersin bende bıraktığı etkiler;kafa karışıklığı,üzüntü,sinir. Üstüne üstlük kendimi aptal gibi hissediyorum. Acaba bende mi bir sorun var, diye...
Sonra lisedeki bir öğretmenimin sözü aklıma geliyor. ''Aptal olsaydınız buraya dek gelemezdiniz.'' diye, hemen kendimi toparlıyorum. Bir ders yüzünde aptal olunur mu diye. :) Yani gerçekten dersler kendimizi aptal gibi hissetmemize neden olabiliyor.
Daha ara sınav çıkışı arkadaşımla ''Bütünlemeler var. Korkmaya gerek yok.'' diyorduk. Valla bu gidişle bütünleme falan boş.
2 Ağustos 2011 Salı
TERCİH DÖNEMİ
Bugünlerde sürekli üniversite tercihleriyle uğraşıyorum. Gına geldi. Zaten bu işleri hiç sevmiyorum. Bilgim de çok sınırlı.
Yok hangi üniversite daha iyi? Yok hangi bölümün iş olanağı daha çok? Ücreti iyi mi?
Zaten istediğim bölüme puanım yetmiyor. Hiç sevmiyorum bu işleri.
Tercih kılavuzu falan görmek istemiyorum. Bir de okula gideceğim tercih yapmak için. Allah'tan müdürler değişti. Bizim dönemdeki müdürler olsaydı çekine çekine soru sorardık. Bu müdür ile yardımcıları çok iyi. Keşke bizim dönemde de müdür olsaydı.
Yok hangi üniversite daha iyi? Yok hangi bölümün iş olanağı daha çok? Ücreti iyi mi?
Zaten istediğim bölüme puanım yetmiyor. Hiç sevmiyorum bu işleri.
Tercih kılavuzu falan görmek istemiyorum. Bir de okula gideceğim tercih yapmak için. Allah'tan müdürler değişti. Bizim dönemdeki müdürler olsaydı çekine çekine soru sorardık. Bu müdür ile yardımcıları çok iyi. Keşke bizim dönemde de müdür olsaydı.
Etiketler:
okul,
tercih,
tercih dönemi,
üniversite,
yazı
2 Mayıs 2011 Pazartesi
BUNALDIM
Oy Allah'ım canım öyle sıkılıyor ki. Nasıl hem de. İçimde bir huzursuzluk var. Ama bu eğitim sistemi yüzünden üzüntüyü bile doğru düzgün yaşayamıyoruz. Böyle bakınırken içimden bir ses ''Git, ders çalış.'' diyor benim de sinirimi bozuyor.
Msn'yi açıp bakayım diyorum, sürekli konuştuğum arkadaşımla da dersler yüzünden denk gelemiyoruz. Bir de 576 e -posta. Neden?:) Facebook Allah nazarladan saklasın her şeyi e-posta atıyor. Silmeye de üşeniyorum. Gerçekten önemli bir ileti varsa arada kaynıyordur. Gerçi sanmam da.
Allah'ım sen yardım et bize. Kendimi ders çalışmaya da veremiyorum. Şu eğitim sistemimiz bir değişse de bizden sonra gelecekler yanmasa...
Msn'yi açıp bakayım diyorum, sürekli konuştuğum arkadaşımla da dersler yüzünden denk gelemiyoruz. Bir de 576 e -posta. Neden?:) Facebook Allah nazarladan saklasın her şeyi e-posta atıyor. Silmeye de üşeniyorum. Gerçekten önemli bir ileti varsa arada kaynıyordur. Gerçi sanmam da.
Allah'ım sen yardım et bize. Kendimi ders çalışmaya da veremiyorum. Şu eğitim sistemimiz bir değişse de bizden sonra gelecekler yanmasa...
Etiketler:
ders,
ders çalışmak,
eğitim sistemi,
huzursuzluk,
lys,
öss,
sıkıntı,
sınav,
üniversite,
üniversite sınavları,
yazı,
ygs
14 Mart 2011 Pazartesi
SINAV KORKUSU MU GELECEK KORKUSU MU?
Evet YGS'ye çok az kaldı. Ben her şeyi sınava ya da üniversiteye bağlayanlardan değilim. Elbette ki sınavı kazanmak isterim. Ancak bu yıl ikinci girişim olmasına karşın geçen yıldan daha büyük yanlışlar yaptığımı düşünüyorum. Keşke demeyi hiç sevmem ,ancak içimden bir ses o sözü beni sinir edercesine bunu söylüyor.
Eğitim sistemimizin yanlışlığını konuşmak istemiyorum. Yoksa sayfalarca yazsak bitmez. Ancak yine de içimden gelenlerin bir kısmını yazmak istiyorum.Sınavlar,işimize yaramayacak bilgiler,gençliğimizi yaşayamamız,... Daha neler neler...
Bir yıl değil ki yalnızca elimizden kayıp giden. Keşke yalnız bir yıl olsa.
Ve ben gelecek kaygısı yaşamadan gülmek istiyorum.
Müzik dinlediğimde içimi bir suçluluk duygusu kaplamasın istiyorum.
Resim yaparken aklıma resim dışındaki dersler gelmesin istiyorum.
Dersler dert olmasın istiyorum.
Ne küçümsüyorum ne de büyütüyorum.Ama neden herkes yapamıyor o zaman?
Ya da neden çoğu kişi istemiyor bu sınavları?Çok mu tembeliz?
Kime göre tembel? Neye göre tembel?İşime yaramayacak bir şeyi öğrenmediğim ya da öğrenmek istemediğim için mi tembel? Neden gelişemiyor bu ülke? Toplamayı yanlış yaptığımız için mi? Ya da bir türlü karekökü öğrenemediğimiz için mi? Ya da bilgileri işine yarayacak değil de herkese öğretmeye çalıştıkları için mi? Eğitimle öğretimi karıştırmamak dileğiyle. Eğitime karşı değiliz yoksa biz de....
Eğitim sistemimizin yanlışlığını konuşmak istemiyorum. Yoksa sayfalarca yazsak bitmez. Ancak yine de içimden gelenlerin bir kısmını yazmak istiyorum.Sınavlar,işimize yaramayacak bilgiler,gençliğimizi yaşayamamız,... Daha neler neler...
Bir yıl değil ki yalnızca elimizden kayıp giden. Keşke yalnız bir yıl olsa.
Ve ben gelecek kaygısı yaşamadan gülmek istiyorum.
Müzik dinlediğimde içimi bir suçluluk duygusu kaplamasın istiyorum.
Resim yaparken aklıma resim dışındaki dersler gelmesin istiyorum.
Dersler dert olmasın istiyorum.
Ne küçümsüyorum ne de büyütüyorum.Ama neden herkes yapamıyor o zaman?
Ya da neden çoğu kişi istemiyor bu sınavları?Çok mu tembeliz?
Kime göre tembel? Neye göre tembel?İşime yaramayacak bir şeyi öğrenmediğim ya da öğrenmek istemediğim için mi tembel? Neden gelişemiyor bu ülke? Toplamayı yanlış yaptığımız için mi? Ya da bir türlü karekökü öğrenemediğimiz için mi? Ya da bilgileri işine yarayacak değil de herkese öğretmeye çalıştıkları için mi? Eğitimle öğretimi karıştırmamak dileğiyle. Eğitime karşı değiliz yoksa biz de....
Etiketler:
bilgi,
ders,
dert,
eğitim,
gelecek,
gelecek korkusu,
öğretim,
sınav,
tembel,
üniversite,
üniversite sınavları,
yazı,
ygs
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)