okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Şubat 2014 Cumartesi
RIHANNA,BOW WOW
Çok yakışmıyorlar mı? Zaten birbirlerinin kız ile erkek halleri gibiler. Şu yüzlere bakın. Bayılıyorum ikisine de zaten.
Lisedeyken sevgili olsalardı belki biraz kıskanırdım. Aslında ben Bow Wow'un sevgililerini kıskanmıyordum anımsıyorum da. Angela Simmmons'u çok severdim,hala da çok severim. Pussycat Dolls'tan Melody'i çok severdim,o da Nicole gibi şarkı söylesin isterdim hatta.
Benim sevdiğim ünlülerden kaç tane sevgili olan çıktı. Yani birçok sevdiğim ünlü var da hayranı olmasam bile özellikle sevdiğim kaç ünlü. Ayrılanları yazmayacağım da Jason Derulo ile Jordin Sparks aklıma geliyor şu an. Elbette Jls'ten Marvin ile The Saturdays'tan Rochelle...Ya sevgilerlermiş ben bilmiyormuşum,ya da sonradan sevgili oldular. Bow'la Rihanna da olsa tam olurdu. Çünkü ikisini de fazlasıyla seviyorum. Lisedeyken Bow Wow'a olan sevgim öyle böyle değildi. Eski defterlerimi açtığımda her yerde onun adı var. Ya da arkası boş kalan da sonra kullanırım,diye atmadığım sayfaların önlerinde sürekli onun adı,onun doğum günü. Onun da doğum günü de yaklaşıyor. Rihanna ile aynı burç. Onun burcu ile aldığım bile kaç tane not buldum. Balık burcunu çok severim. Oğlak burcunu da çok seviyorum. E ben de sevimli bir oğlağım. : D Bir de erkekte kova burcunu severim,diğerleri genel de kova burcundan erkek olanları çok seviyorum.
Hayranlıklarım çok oldu benim,ya da hoşlantılarım ünlülere karşı. Çoğu da Galatasaraylı sporculara... Allah'ım lisedeki günlüğüme baktım,her yeni transfere aşık olmuşum bildiğin. Transfer dönemi benim kalbim için de çok hareketli geçiyormuş anlaşılan. Galatasaraylı olmayıp da öyle çok büyük hayran olduğum tek Robinho vardı. Mesela daha önce tanıdığım olup da Galatasaray'a gelince adam bana daha bir yakışıklı geliyordu. Sanki yüzüne birden nur iniyordu o formayı giyince. O biraz daha var hala. Yalnız yanlış anlaşılmasın. Öyle salt yakışıklı diye bir sporcuya hayran olup da Galatasaraylıyım,ben diye gezmiyordum. Galatasaray sevgimden dolayı onlara olan sevgim artıyordu yalnızca.
Gerald Fitch vardı. Gittiğinde öyle çok ağladım ki. Her yıl basketbol da birini onun yerine koyardım. Yeni Gerald'ım,derdim. Kendimi avutmak için. Ona en benzeyen kişi Gerald Fitch olurdu.
Sonra Mondragon gittiğinde çok ağlamıştım. Mondi'yle iligili forumlara falan girerdim. Yine ağlardım.
Baros'la Elmander gittiğinde çok ağladım. Ağlamayacağım,desem de biliyordum ağlayacağımı. Hiç unutmam Baros geldiğinde televizyonda canlı yayın yapıyorlar,daha o andan çok sevdim ben onu. Konuşması çok masum gelmişti.
Elmander'i baştan çok sevmemiştim. Sonra bir sözüyle ona hayran oldum,öyle sevdim ki. Çok da efendi. En sevdiğim sporcu tipi: Efendi ve çalışkan olan.
Zaten ben efendi erkekleri çok severim. Nasıl erkekleri seversin,denilince sürekli sevimli ve efendi, derim. Böyle kızlara nasıl davranacağını bilen,nerede nasıl davranacağını bilen,saygılı. Gerçi saf erkekleri de seviyorum. :D Çoğu kişi sevmez. Ama saf derken içinde kötülük bulundurmayan anlamında diyorum. Kötü anlamda değil. Ablam sen rahatça yönetilmek için saf istiyorsun,diyor bana .: D
Gerçi zıt kutuplar birbirini çekebiliyor. Hiç efendi olmayan birine de aşık olmuştum. O zaman liseden mezun olmuştum,bir yıl daha dersanaye gidiyordum. Sürekli diyordum keşke yine Bow'a aşık olsaydım,hiç onu sevmeseydim. Bir adım daha atmasaydım diye.
Sürekli konudan konuya atladım. Canım yazmak istiyor. Konuşacak kimsem yok. Ablam da burada değil. Canım çok sıkkın. Canım sıkkın olunca daha çok yazasım geliyor. Valla bu hafta zaten öyle şeyler geldi başıma,öyle üzüldüm ki. En son Fatih Terim gittiğinde böyle üzülmüştüm.
Zaten avunduğum şeyler Galatasaray ile kediler. İnsanlardan bunaldım ben artık. Sırtımdan vurulmalardan,haksızlıklardan,bir şey yapmama karşın yapılan kötülüklerden. Yani ben çok iyiyim,demiyorum da. Bana kötülük yapılmadıkça kimseye zararım dokunmaz.
Çevremdekilerden bıktım. Param olsa çoktan gitmiştim.
Sürekli para biriktiyorum ben de. Gitmek ve mesleğimi yapabilmek için. Adım cimriye çıktı. Umrumda değil. Benim için daha önemli şeyler var. Mesleğim en büyük düşüm. Modayla uğraşmak istiyorum,insanlar tasarımlarımı beğenseler nasıl mutlu olurum. Çizdiklerimi birine gösterinde onlar da beğenince nasıl seviniyorum. Çocuklar gibi.
Ancak aptallığım,ve birkaç kişi yüzünden sıkıcı bir bölüm okuyorum. Üzülme,diyorlar da kolay mı? Hergün okula gittiğimde aklıma aynı şey geliyor.
Çok sıkıldım. Allah'ım olanak versin,yetenek versin,bu iş için de para. Para,para,para. Varlıklı biriyle mi evlensem? Beni beğenir mi? Kendime güvenim de azaldı. Beni beğenmiyorlar valla. Kuruntu falan değil.
Bazen 60 yaşında evinde onlarca kedi olan bir kadın olacağımı düşünüyorum. Kediler avutacak beni yine anlaşılan.
Etiketler:
acı,
aşk,
bow wow,
bow wow rihanna,
celebrities,
görsel,
hayranlık,
karşılıksız aşk,
lise,
meslek,
okul,
rihanna,
sevgi,
ünlüler,
üzüntü,
yazı
7 Haziran 2013 Cuma
GÜNLÜKLER,ÖYKÜLER
Lisede yazığım kısa öyküler ile günlükleri okudum. Bazı öyküleri bildiğin iki kez yazmışım. Yer değişik,zaman değişik;konu aynı,kişiler aynı... Fazla ayrıntısız yazmışım bir de. Bazı tümceler çok kısa. Gittim,geldim,yedim,içtim... Art arda gelince rahatsız ediyor.
Günlüğe gelirsek... Yeniden günlük yazmaya karar verdim. Çünkü kendimi dinlemeyi seviyorum,günlüklerimi okumayı seviyorum. Olayları iyi anımsasam bile, unuttuğum şeyler olmasın istiyorum.
Yazdıklarımı okurken gülmemek olanaksız. Bazı şeyleri çok önemsemişim. Görüyorum ki çok değişmemişim. Aklımdaki şeyler sürekli aynı. Sanki beynimin başka şeylere çalışan bölümleri alınmış. İşe yaramayan kısmını bana bırakmışlar. : D
İşte yeniden günlük yazıyorum da. Ben her gün günlük tutmam. Genelde üzgün,kızgın olunca içimi dökmem amacıyla yazarım bir de. Bu bloğu da o amaçlar kullandığım oldu. Yani bloğum bir moda bloğu desen,değil. Müzik var,çizgi film var. Kimseye bir şey vadetmiyorum ben. ''Sevdiğim ne varsa...'' yazıyor üstte. :)
Günlük yazmak,demişken. E her gün günlük yazmamamın bir nedeni de:Günlerimin birbirinin aynı olması. Neyini yazacağım? Okul,ev... Sıkıcı...
Sevgili Günlük,
Bugün de sıkıcıydı. İyi geceler...
Şu sınavlar bitsin arkadaşımla gezeceğiz. Aslında o beni gezdirecek biraz. Ben bilmiyorum gideceğimiz yeri. O gitmiş daha önce.
Onunla kendimi bazen Sünger Bob ile Patrick'e benzetiyorum. Ben elbette Sünger Bob'um. Onu daha çok seviyorum çünkü. Patrick aptal. Şakasına dedim. Sünger Bob'un da zeki olduğunu söyleyemeyiz.
Bu arada Johnny Bravo'mu arıyorum. Arnold'umu bulursam Helgacılık da yapabilirim. Johnny önceliğimdir yine de.
Ablamla İstanbul'a gitmek istiyoruz. Bu yaz sıkışık olacak.Üniversite işi falan. Zamanını bilemem bunun o yüzden. Bir de onun stajı var.
Bir de sınavlar bitsin.İki yeni çizgi dizi öğrendim. Ay ne heyecanlı işler bunlar. Onları izleyeceğim,nasılmış bakalım. Aslında birini biliyordum:Sürekli Dizi.Çirkin gibi geldi. Ekşi Sözlük'te Gumball'ın Harika Dünyası'na yapılan yorumları okurken bunu da övmüşler. Bu arada Gumball Ekşi Sözlük'ten tam not aldı. Benden de yıldızlı pekiyi.
İşte onlar hem Gumball'ı,hem de bunu seviyorlar,ben de severim,benim neyim eksik?,dedim. İzleyeceğim bir ara. Bugün saatini kaçırdım.
Yani bazen çizgi film bağımlısı olduğumu düşünüyorum. Oturup saatini bekliyorum,okula geç kaldığım oldu,geç yatıyorum bazen. Hayır,olamaz. Ben iradesine hakim biriyim. Okul için rahat olmamdan da kaynaklanıyor bu. Arkadaşlarım erken geldiği için yer tutuyor bana. 5-10 dakika geciktim. Saatini değiştirdiler ya. Tam yemek yerken çıkıyordu. Yemek yerken çizgi dizi izlemeyi çok severim ben.
Derse 5-10 dakika gecikiyorum da dersi dinleyen mi var. Gözlerim kapanıyor valla.
Geçen yazı yazıyorum derste. Tek göz kapağımı elimle tutuyorum ya. Göz kapaklarım ağırlaştı iyicene. Konular çok sıkıcı. Öğretmenimiz de iyi adam da,sıkıcı anlatıyor bir de o.
Kendimi üzmemek bunları önemsemeye çalışıyorum: Gumball'ın Harika Dünyasının saatinin değişmesi falan beni çok etkledi. :D
Şaka bir yana okul işinden oldukça bunalmış durumda olsam da görmemeye çalışıyorum bunları.İnşallah şu günleri biran önce geçiririm.
Günlüğe gelirsek... Yeniden günlük yazmaya karar verdim. Çünkü kendimi dinlemeyi seviyorum,günlüklerimi okumayı seviyorum. Olayları iyi anımsasam bile, unuttuğum şeyler olmasın istiyorum.
Yazdıklarımı okurken gülmemek olanaksız. Bazı şeyleri çok önemsemişim. Görüyorum ki çok değişmemişim. Aklımdaki şeyler sürekli aynı. Sanki beynimin başka şeylere çalışan bölümleri alınmış. İşe yaramayan kısmını bana bırakmışlar. : D
İşte yeniden günlük yazıyorum da. Ben her gün günlük tutmam. Genelde üzgün,kızgın olunca içimi dökmem amacıyla yazarım bir de. Bu bloğu da o amaçlar kullandığım oldu. Yani bloğum bir moda bloğu desen,değil. Müzik var,çizgi film var. Kimseye bir şey vadetmiyorum ben. ''Sevdiğim ne varsa...'' yazıyor üstte. :)
Günlük yazmak,demişken. E her gün günlük yazmamamın bir nedeni de:Günlerimin birbirinin aynı olması. Neyini yazacağım? Okul,ev... Sıkıcı...
Sevgili Günlük,
Bugün de sıkıcıydı. İyi geceler...
Şu sınavlar bitsin arkadaşımla gezeceğiz. Aslında o beni gezdirecek biraz. Ben bilmiyorum gideceğimiz yeri. O gitmiş daha önce.
Onunla kendimi bazen Sünger Bob ile Patrick'e benzetiyorum. Ben elbette Sünger Bob'um. Onu daha çok seviyorum çünkü. Patrick aptal. Şakasına dedim. Sünger Bob'un da zeki olduğunu söyleyemeyiz.
Bu arada Johnny Bravo'mu arıyorum. Arnold'umu bulursam Helgacılık da yapabilirim. Johnny önceliğimdir yine de.
Ablamla İstanbul'a gitmek istiyoruz. Bu yaz sıkışık olacak.Üniversite işi falan. Zamanını bilemem bunun o yüzden. Bir de onun stajı var.
Bir de sınavlar bitsin.İki yeni çizgi dizi öğrendim. Ay ne heyecanlı işler bunlar. Onları izleyeceğim,nasılmış bakalım. Aslında birini biliyordum:Sürekli Dizi.Çirkin gibi geldi. Ekşi Sözlük'te Gumball'ın Harika Dünyası'na yapılan yorumları okurken bunu da övmüşler. Bu arada Gumball Ekşi Sözlük'ten tam not aldı. Benden de yıldızlı pekiyi.
İşte onlar hem Gumball'ı,hem de bunu seviyorlar,ben de severim,benim neyim eksik?,dedim. İzleyeceğim bir ara. Bugün saatini kaçırdım.
Yani bazen çizgi film bağımlısı olduğumu düşünüyorum. Oturup saatini bekliyorum,okula geç kaldığım oldu,geç yatıyorum bazen. Hayır,olamaz. Ben iradesine hakim biriyim. Okul için rahat olmamdan da kaynaklanıyor bu. Arkadaşlarım erken geldiği için yer tutuyor bana. 5-10 dakika geciktim. Saatini değiştirdiler ya. Tam yemek yerken çıkıyordu. Yemek yerken çizgi dizi izlemeyi çok severim ben.
Derse 5-10 dakika gecikiyorum da dersi dinleyen mi var. Gözlerim kapanıyor valla.
Geçen yazı yazıyorum derste. Tek göz kapağımı elimle tutuyorum ya. Göz kapaklarım ağırlaştı iyicene. Konular çok sıkıcı. Öğretmenimiz de iyi adam da,sıkıcı anlatıyor bir de o.
Kendimi üzmemek bunları önemsemeye çalışıyorum: Gumball'ın Harika Dünyasının saatinin değişmesi falan beni çok etkledi. :D
Şaka bir yana okul işinden oldukça bunalmış durumda olsam da görmemeye çalışıyorum bunları.İnşallah şu günleri biran önce geçiririm.
Etiketler:
çizgi dizi,
çizgi film,
günlük,
okul,
sıkıcı,
üniversite,
yazı
4 Mayıs 2013 Cumartesi
ÖYLE GÖRÜNSE DE ÖYLE SANMAYIN
Bloğumda ben çok iyiyim,beni sürekli arkadaşlarım sırtımdan vurdu,ben sustum sürekli, gibi bir izlenim çıkarılabilir. Benim amacım kesinlikle kendimi övmek değil. Amacım içimi dökmek olduğu için kötülerini anlatıyorum. Bu sözlerimi çoğu kişiye anlatmadım. Blogla benim aramda . :D
Yani ''bu da sürekli kendini melek gibi gösteriyor.'' diyebilirsiniz. Ancak, dediğim gibi amacım içimi dökmek. Benim de yanlışlarım var. Ben de kendi yaptığım tümü yakın olmasa da arkadaşlarıma kötü şeyleri yazayım da bir ok da bana gelsin:
Bir kez bir arkadaşımla, sınıfta bir ara çok yakın arkadaşım olan bir kıza sinir oluğum için, onun Msn hesabını çalmıştık. Sonra kıza başka bir hesaptan -tanımadığı biri gibi- yeni şifreyi söyledik yalnız.
Bir kez de sınıfta bir çocukla kavga etmiştim. Çocuk sürekli kızlara sataşıyordu.Kızlarla bildiğin sorunu vardı. Gerçi çocuk sonradan bir değişmiş,bir efendi olmuş da... Neyse çocuk bana vurdu. Ben de ona vurdum. Bileklerini tuttum tırnaklarımla. Sonra onu öğretmene söyledim. Bana vurduğunu... Çocuk da bileklerini gösterdi. Farkında bile değildim, çocuğun bileklerini kanatmışım. O sıralar tırnaklarımı uzatırdım anımsıyorum. En büyük suçlu oydu; ancak tek suçlu o değildi. Tartışmayı o başlatsa da ben de ileri gittim. Öğretmene bir şey demedim yine de.
Bu olay yaşandığında yedinci sınıfta mı neydim. Yoksa,öğretmene birilerininin yaptığı şeyleri anlatan o öğrencilerden değilim. :)
Bir kez de bir arkadaşım benden kopya istiyordu sürekli. Ben önceden çok çalışkandım. O ise tembeldi. Gerçi çalışkanlığım eskilerde kaldı benim de... Ben de ona kopya vereceğimi söyledim. Kopya verdim,evet; ancak yanlış yanıtları gösterdim ona. Kendi seçtiğim seçenekleri değil başka seçenekleri gösterdim,sonra kendi yanıtımı değiştirdim.
Bunlar yeter. Ancak bunlar ilki dışında çok yakın arkadaşım değildi. Ben genelde öç alan biri değilim. Küçük,zararsızlar çoğunluktadır. ''Onun yüzünden kılımı bile kıpırdatamam. Ne hali varsa görsün.'' derim genelde.
Yani ben de kusursuz değilim kesinlikle,yine de çok haksızlığa uğradığımı düşünüyorum.
Yani ''bu da sürekli kendini melek gibi gösteriyor.'' diyebilirsiniz. Ancak, dediğim gibi amacım içimi dökmek. Benim de yanlışlarım var. Ben de kendi yaptığım tümü yakın olmasa da arkadaşlarıma kötü şeyleri yazayım da bir ok da bana gelsin:
Bir kez bir arkadaşımla, sınıfta bir ara çok yakın arkadaşım olan bir kıza sinir oluğum için, onun Msn hesabını çalmıştık. Sonra kıza başka bir hesaptan -tanımadığı biri gibi- yeni şifreyi söyledik yalnız.
Bir kez de sınıfta bir çocukla kavga etmiştim. Çocuk sürekli kızlara sataşıyordu.Kızlarla bildiğin sorunu vardı. Gerçi çocuk sonradan bir değişmiş,bir efendi olmuş da... Neyse çocuk bana vurdu. Ben de ona vurdum. Bileklerini tuttum tırnaklarımla. Sonra onu öğretmene söyledim. Bana vurduğunu... Çocuk da bileklerini gösterdi. Farkında bile değildim, çocuğun bileklerini kanatmışım. O sıralar tırnaklarımı uzatırdım anımsıyorum. En büyük suçlu oydu; ancak tek suçlu o değildi. Tartışmayı o başlatsa da ben de ileri gittim. Öğretmene bir şey demedim yine de.
Bu olay yaşandığında yedinci sınıfta mı neydim. Yoksa,öğretmene birilerininin yaptığı şeyleri anlatan o öğrencilerden değilim. :)
Bir kez de bir arkadaşım benden kopya istiyordu sürekli. Ben önceden çok çalışkandım. O ise tembeldi. Gerçi çalışkanlığım eskilerde kaldı benim de... Ben de ona kopya vereceğimi söyledim. Kopya verdim,evet; ancak yanlış yanıtları gösterdim ona. Kendi seçtiğim seçenekleri değil başka seçenekleri gösterdim,sonra kendi yanıtımı değiştirdim.
Bunlar yeter. Ancak bunlar ilki dışında çok yakın arkadaşım değildi. Ben genelde öç alan biri değilim. Küçük,zararsızlar çoğunluktadır. ''Onun yüzünden kılımı bile kıpırdatamam. Ne hali varsa görsün.'' derim genelde.
Yani ben de kusursuz değilim kesinlikle,yine de çok haksızlığa uğradığımı düşünüyorum.
3 Ocak 2013 Perşembe
''İktisat'' demişken geçen hafta Makro İktisat dersinde bir çocuk yanıma oturdu. İşte ben her zamanki gibi dersi anlayamadığım için,bir de öğretmen yüzünden tahtadakileri göremediğim için ikide bir onun yazdıklarına bakıp geçiriyordum. Bu durum öyle çok oluyor ki yanımdaki arkadaşlarıma sormaya artık çekinir duruma geldim. Neyse çocuğun yazısı güzeldi. Bildiğin güzeldi. Bir erkek için düşünürsek bir de...
Kendi yazıma baktım bir de... Allah'ım... Yazım çok kötü. Arkadaşlarım benden geçirdiğinde ikide bir soruyorlar ne yazdığımı. Bir de bizim üniversitede çoğu derste yoklama alınmıyor. O yüzden de gelmeyen çok. Geçen yıl Atatürk İlkeleri dersi vardı... Ben o dersi sevdiğim için giderdim. Benim gittiğimi bildikleri için benden defterimi isteyenler olmuştu. Yazımı okuyamadıkları için almaktan vazgeçen birkaç kişi olmuştu. :)
Kendi yazıma baktım bir de... Allah'ım... Yazım çok kötü. Arkadaşlarım benden geçirdiğinde ikide bir soruyorlar ne yazdığımı. Bir de bizim üniversitede çoğu derste yoklama alınmıyor. O yüzden de gelmeyen çok. Geçen yıl Atatürk İlkeleri dersi vardı... Ben o dersi sevdiğim için giderdim. Benim gittiğimi bildikleri için benden defterimi isteyenler olmuştu. Yazımı okuyamadıkları için almaktan vazgeçen birkaç kişi olmuştu. :)
Bu iktisatçılar da hiçbir konuda anlaşamıyorlar ya.
Klasik,Keynes bir de Yeni Keynesyen...
Ya bu dersin bende bıraktığı etkiler;kafa karışıklığı,üzüntü,sinir. Üstüne üstlük kendimi aptal gibi hissediyorum. Acaba bende mi bir sorun var, diye...
Sonra lisedeki bir öğretmenimin sözü aklıma geliyor. ''Aptal olsaydınız buraya dek gelemezdiniz.'' diye, hemen kendimi toparlıyorum. Bir ders yüzünde aptal olunur mu diye. :) Yani gerçekten dersler kendimizi aptal gibi hissetmemize neden olabiliyor.
Daha ara sınav çıkışı arkadaşımla ''Bütünlemeler var. Korkmaya gerek yok.'' diyorduk. Valla bu gidişle bütünleme falan boş.
Klasik,Keynes bir de Yeni Keynesyen...
Ya bu dersin bende bıraktığı etkiler;kafa karışıklığı,üzüntü,sinir. Üstüne üstlük kendimi aptal gibi hissediyorum. Acaba bende mi bir sorun var, diye...
Sonra lisedeki bir öğretmenimin sözü aklıma geliyor. ''Aptal olsaydınız buraya dek gelemezdiniz.'' diye, hemen kendimi toparlıyorum. Bir ders yüzünde aptal olunur mu diye. :) Yani gerçekten dersler kendimizi aptal gibi hissetmemize neden olabiliyor.
Daha ara sınav çıkışı arkadaşımla ''Bütünlemeler var. Korkmaya gerek yok.'' diyorduk. Valla bu gidişle bütünleme falan boş.
2 Ocak 2013 Çarşamba
Öyle çok isterdim ki okulun olmamasını,
Öyle çok isterdim ki okumamayı,
Öyle çok isterdim ki düşlerimi bir an önce gerçekleştirmeyi...
Beklemek öyle güç ki...
Bir de beklerken yapmak istemediğin şeyleri yapıyorsan...
Yanlış anlaşılmasın...
Okula da eğitime de karşı değilim elbet...
Ben kendim için okulun olmamasını isterdim...
Herkesin kendi yeteneklerine göre bir okula girmesini isterdim...
Gençliğimiz,bunlarla bildiğin yazık oluyor. Çünkü bazı şeyler gençlikte daha güzeldir. Hatta yalnız gençlikte güzeldir. İnsanda ne istek ne de zaman aklıyor bunları yapmak için.
Ah!... Bir de para. Kitaplar gerçekten pahalı. Bir de ne yazık ki ikinci öğretimler olarak aynı parayı,hatta biraz arttı mı, kaç paraydı unuttum yalan olmasın, veriyoruz... Az değil...
Bakın ne diyeceğim?
Okulumda gece geç saatlerde okulun dışında ışıklandırma hiç iyi değil. Sanki korku filmi çekiyoruz. Karanlık!...
İki bina var. Bir binada tuvaletler yapılıyor. Bakın... Yapılıyor. Koca yaz neredeydiler acaba? Karşı binaya geçmek durumunda kalıyoruz sürekli.
Neyse... Yapacak bir şey yok. Bekleriz biz de...
Şu yıl bir bitsin... Çabuk bit lütfen.
27 Şubat 2012 Pazartesi
OKULDAN NEFRET EDİYORUM
Okuldan nefret diyorum.
Allah'ım ne olur bitsin artık şu okul.
İğreniyorum ya resmen. Dahası yok.
Bıktım okuldan. :(
Allah'ım ne olur bitsin artık şu okul.
İğreniyorum ya resmen. Dahası yok.
Bıktım okuldan. :(
2 Ağustos 2011 Salı
TERCİH DÖNEMİ
Bugünlerde sürekli üniversite tercihleriyle uğraşıyorum. Gına geldi. Zaten bu işleri hiç sevmiyorum. Bilgim de çok sınırlı.
Yok hangi üniversite daha iyi? Yok hangi bölümün iş olanağı daha çok? Ücreti iyi mi?
Zaten istediğim bölüme puanım yetmiyor. Hiç sevmiyorum bu işleri.
Tercih kılavuzu falan görmek istemiyorum. Bir de okula gideceğim tercih yapmak için. Allah'tan müdürler değişti. Bizim dönemdeki müdürler olsaydı çekine çekine soru sorardık. Bu müdür ile yardımcıları çok iyi. Keşke bizim dönemde de müdür olsaydı.
Yok hangi üniversite daha iyi? Yok hangi bölümün iş olanağı daha çok? Ücreti iyi mi?
Zaten istediğim bölüme puanım yetmiyor. Hiç sevmiyorum bu işleri.
Tercih kılavuzu falan görmek istemiyorum. Bir de okula gideceğim tercih yapmak için. Allah'tan müdürler değişti. Bizim dönemdeki müdürler olsaydı çekine çekine soru sorardık. Bu müdür ile yardımcıları çok iyi. Keşke bizim dönemde de müdür olsaydı.
Etiketler:
okul,
tercih,
tercih dönemi,
üniversite,
yazı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
