gelecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2015 Cuma

DOLCE AND GABBANA



Dolce and Gabbana'nın dantelli elbiselerine bayılıyorum. Çok asil oluyorlar.
 Görseldeki dantele benzer bizim perdemiz vardı küçükken. Ne severdim o perdeyi. Başımın üzerine geçirip örtü gibi yapardım,peri kızı gibi yapardım. Küçükken de hep bir tasarlama isteğim vardı. Ta kaç yaşından beri bu iş içinde olmak istiyordum. Gel gör ki düşlerime nasıl uzağım. Elime bir fırsat geçse de tasarımlarımı hayata geçirebilsem. Birinin üzerinde tasarımımı görsem dünyalar benim olurdu. Ancak gece-gündüz bunu düşlesem de tüm emeklerimi buna sunsam da bir adım bile yaklaşamıyorum sanki. En büyük üzüntüm bu. Gece-gündüz hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Daha bugün ağladım. Kendime kızıyorum sulu gözlülüğümden. ''Ağlama. Aptal gibi her şeye ağlama. Ne olur ağlama.'' diye başkasıymış gibi kendimle konuşuyorum ama... Yok... Bir meslekten fazlası benim için.

2 Mart 2014 Pazar

ÇIRPINIŞ

Sana bir gelecek verebilirdim. Geleceğimi hiçe sayabilirdim. Bir an düşünmeden. Geleceğimi hiçe saymak isterdim.
Kendimi hiçe sayışımı görmek ister miydin? Şu an ne yapıyorum meleğim?
Beni hiçe sayıyorsun. Gidiyorsun. En büyük yalvarış yaşadıklarım. Her hareketim zavallıca bir çırpınış. Diliminden söz çıkmasına gerek yok.
Sen de sus aşkım. Dilinden zehir fışkırıyor.
Ayaklarına engel ol ve gitme. Yanımda kalmayı deneyebilirsin,başarabilirsin.

7 Ağustos 2013 Çarşamba

TAŞ

Aslına bakarsan öldürmek istemedim kendimi,
Düşünemedim geleceği.
Zaman durunca gelecek de gelmiyor.
Biliyor musun, özle bir gücün var senin.
Zamanı durdurabiliyorsun sen.
Yalnız benim için olsa bile zaman duruyor.
Bu güç sana,bana karşı kullanman için mi verilmiş?
Gücünü kötüye kullandın.
Canıma can katacağın yerde canımı aldın.
Ölü biriyle konuşuyorsun şu anda
Ölü birinin yazdıklarını okuyorsun ya da
Ölü bir gönlün anıları,
Ölü bir aşkın kanattıkları,
Ölü bir aşkın yaşattıkları,
Ölü bir aşkın yazdırdıkları.
Kanlı göğsümden çıkan sözler sana ulaşacak
Yüreğim elimde aşkımı öldürmek için ona kıydım
Yüreğim elimdeydi,elim kanlar içinde
Gözyaşımı dindirmek için yüreğimin yerindeki boşluğa taş koydum.
Taş ağır geldi bedenime.
Kalbin yalnızca aşkı yaşatmadığını unuttum.
Aşkın yalnızca kalbimi etkisi altına almamış
Taşı atacaktım bir göle
Taş kaldı elimde
Elim yüreğimde.

29 Mayıs 2013 Çarşamba

DÜŞLERİN İÇİNDE KAYBOLMAK

Hiç bir düşün içinde yaşıyor gibi hissettiniz mi kendinizi? Bir düşe kendinizi fazlasıyla kaptırıp,gerçek yaşamdan koptunuz mu?
Belki gereksinimlerim yaptırdı,belki de bugünü silen aklım. Ancak,bugünlerde tam anlamıyla böyleyim.
Sanki geleceği görüyorsun,geleceği bugüne getirmişsin,sürekli o anı yaşıyorsun. O uğruna delilikler yapabileceğin anı.
Sanki yıllardır beklediğim an avucumun içinde gibi. Sıkı sıkı tutsam bile parmaklarımın arasındaki küçücük boşluklardan hava gibi kaçabilecek ;çünkü gerçek değil. Yine de bedenimden daha gerçekçi geliyor bana.
Bazen düşünüyorum:Acaba bir insanın hissedebileceğinden daha mı çok istiyorum bu duyguları? Yaşanamayacak düzeyde mi yaşıyorum olmayan şeyleri?
Biri sizin yanınızda değilken ona sıkıca sarılmış gibi oldunuz mu? Gözlerinizi kapatıp,daha da kendisini de gördünüz mü? Düş gibi bulanık değil yalnız,başka.
Sanki geleceğimden bir an gelmiş,bunlar olacak,diyor.
Söz konusu düşlerse olanaksız yoktur. Elbette yazgı diye bir şey var. Bu öyle bir şey ki: Kapıyı açıp evinden çıkabilirsin değil mi? Olanağın var sonuçta. Yazgında yoksa o da olmaz yine de.
Yani kendimizi salt alın yazısına bağlarsak,hiçbir şey yapmayalım. Olacaksa olur, nasıl olsa.
Bu da ayrı bir korku meselesi. Gerçekten olanağın olur da,başına bir şey gelir yapamayabilirsin ya da yapacak gücün yoktur. Bunu yaşamak çok güç. Yeniden yaşamaktan korkuyorum. En çok korktuğum şeylerden biri bu. Bunu kabullenmek kolay değil.
Bazen hiçbir amacımı gerçekleştiremeyecekmişim gibi geliyor.Yaşlandığımda yalnız kalıp kendi kendime:''Niye yaşadın bugüne dek?Ne yaptın?'' demekten çok korkuyorum. Tutkular insanı alıp götürürler. Bir yere götüremeseler bile kalplerimizi alırlar,bir yere koyamayız kendimizi. En güzel yer bile eksiktir,düşlerimizden bir parça yoktur.
Tutkularımız bizi mutluluğa götürür umarım.
En güzel yerde,en güzel düşlerimizle yaşamak dileğiyle...

22 Şubat 2013 Cuma

GÜNEŞE DÖNECEĞİM YÜZÜMÜ

Yine daldım uzaktaki düşlere,
Yürüyüp gidilemeyecek denli uzak hem de...
Son otobüs de kaçtı vapur da
Yine de yürüyorum yanımda biraz umutla.
Yolun ortasında mı bekleyeyim,
Geri mi döneyim?
Belli olmaz belki gideceğim yere vararım.
Umudum sen bırakma beni.
Ben sonsuz aşkla çabalarım.
Oraya varmak istiyorum.
Yürüyorum,yürüyorum...
Yoruluyorum,
Nefesin tükenmeden varmalı
Nefes nefese kalmalı.
Bırakmamalı.
Düşler ışık
Yolumu gösterir.
Gece gece...
Bana yalnız gece.
Beklerim gecelerce
Umudum; güneş ışığım
Gece olduğunda da vardır güneş,
Sana dönmüyordur yüzünü.
Ben döneceğim yüzümü güneşe
O yakacak beni belki de.
Gözlerimi kapayacağım ben de.
Sonsuz düşlere dalacağım belki de...

7 Ekim 2012 Pazar

İNANMAK İSTİYORUM


Senin aşkın yüzünden ben acı çekmiyordum ki.
Senin aşkınla bağlanıyordum yaşama. Senin aşkın benim geleceğe umutla bakmamı sağlıyordu. Senin aşkın hep senin aşkın.
Şimdi o aşktan umudum kalmadı. Şimdi ben neye tutunarak yaşayım? Neye bağlanayım? Ne için savaşayım?
Sen sevdiğinle mutluyken ondan ayrılman için Allah'a yalvarayım mı? Seni ondan ayırmaya mı çalışayım? Ondan ayrılsan beni mi seveceksin? O küçük kalp ne olacak?
Şimdi ben mutlu olsam bile aşk yüzünden olmayacak mı hiç? Ben umudum yokken nasıl sevebiliyorum hala? Ya da yalan söylüyorum.Neden arada bir umudum ortaya çıkıyor? Kalp sarsıntılarım gözlerimden yaş akıtıyor? Neden kimse beni anlamıyor? Kimse mi aşık olmadı ?
Yazgım değilsen neden yüreğimdesin?
Bu öyle bir şey ki umudum artsa kendimi suçlu hissediyorum. Evet suçlu hissediyorum.  Bütün geleceğimde sen ol istemiştim. Şimdi baştan mı seçim yapayım?  Ama çok geç artık.
Vazgeçemiyor ki gönlüm senden artık...
Ben de mutlu olmak istiyorum. Senle mutlu olmak istiyorum. Senle olmasa bile Allah mutlu eder beni. Umudum az olsa bile inanmak istiyorum.

5 Ekim 2012 Cuma

BİR KEZ

Onu öyle çok seviyorum ki...
Onun aşkının olanaksız olduğunu anladığımda tüm aşklardan geçtim. İleride bile kimseye aşık olmayacağımı,olamayacağımı düşünüyordum çünkü.
Kaç yıl geçti aradan, korları hala gönlümde. Bitmiyor aşkı. Sevemiyorum başkasını.
Çok seviyorum seni. Keşke bir kez karşılaşsak. Bir kez...

15 Nisan 2012 Pazar

EĞER

Eğer zaman makinesi diye bir şey olsaydı senle tanışacağımız güne giderdim. Ki o gün olacak mı ki, zaman makinesinin bulunması denli olanaksız mı o gün?
Neyse,eğer zaman makinem olsaydı ileri alırdım zamanı, seninle tanışacağımız güne dek.
Sensiz yaşanan anların hiçbir önemi yok o yüzden bugünlerimi yaşamadan o güne gitmek isterdim.
Ayrılacaksak eğer sürekli zamanı geriye sarardım.
Zamanı durdururdum seni izlerdim.
Yalnız elimi tutarsan eğer zaman benim için zaten dururdu hiçbir şeye gerek kalmazdı.
Gülüşünle cennete yolculuk yaptırırdın bana.
Sarılışınla beni uçurabilirdin sonsuzluğa.
Uçur beni aşkınla o güne. Mutluluğa,cennete,sonsuzluğa....

5 Mayıs 2011 Perşembe

UZAKLARDA

Uzaklarda seni biri düşünüyor. Uzaklarda biri senin için Allah'a yalvarıyor. ''Allah'ım sen ona hayırlısını ver.'' diyor. Senin için gözyaşı döküyor. Senin iyiliğini istiyor.
Sanki karşındaymışsın gibi ''Seni çok seviyorum.'' diyor. Her an umudunla yaşıyor.
Ve senin sayende birinin yüzü gülüyor.
Ve bazen çok güç geliyor beklemek ona. Geçmişi düşünüyor, yeniden yaşamak için geleceğe bağlanıyor. Gün tutuyor. Günleri sayıyor.
Ve unutmak istemiyor. Unutulduğunu da biliyor ama.
Düşlerine seni koyuyor. Eğer düşünde seni göreceğini bilecekse sonsuza dek uyanmak istemiyor.
Ve diyor ki: ''Ne olursa olsun günün en güzel saati senin beni sevdiğini düşlediğim gecenin ikisi...''

14 Mart 2011 Pazartesi

SINAV KORKUSU MU GELECEK KORKUSU MU?

Evet YGS'ye çok az kaldı. Ben her şeyi sınava ya da üniversiteye bağlayanlardan değilim. Elbette ki sınavı kazanmak isterim. Ancak bu yıl ikinci girişim olmasına karşın geçen yıldan daha büyük yanlışlar yaptığımı düşünüyorum. Keşke demeyi hiç sevmem ,ancak içimden bir ses o sözü beni sinir edercesine bunu söylüyor.
Eğitim sistemimizin yanlışlığını konuşmak istemiyorum. Yoksa sayfalarca yazsak bitmez. Ancak  yine de içimden gelenlerin bir kısmını yazmak istiyorum.Sınavlar,işimize yaramayacak bilgiler,gençliğimizi yaşayamamız,... Daha neler neler...
Bir yıl değil ki yalnızca elimizden kayıp giden. Keşke yalnız bir yıl olsa.

Ve ben gelecek kaygısı yaşamadan gülmek istiyorum.
Müzik dinlediğimde içimi bir suçluluk duygusu kaplamasın istiyorum.
Resim yaparken aklıma resim dışındaki dersler gelmesin istiyorum.
Dersler dert olmasın istiyorum.

Ne küçümsüyorum ne de büyütüyorum.Ama neden herkes yapamıyor o zaman?
Ya da neden çoğu kişi istemiyor bu sınavları?Çok mu tembeliz?
Kime göre tembel? Neye göre tembel?İşime yaramayacak bir şeyi öğrenmediğim ya da öğrenmek istemediğim için mi tembel? Neden gelişemiyor bu ülke? Toplamayı yanlış yaptığımız için mi? Ya da bir türlü karekökü öğrenemediğimiz için mi? Ya da bilgileri işine yarayacak değil de herkese öğretmeye çalıştıkları için mi? Eğitimle öğretimi karıştırmamak dileğiyle. Eğitime karşı değiliz yoksa biz de....